15/10/2009 · Kategori: Tekirdag
Tekirdağ
Tekirdağ İli, Marmara Denizi’nin kuzeyinde, İstanbul ve Çanakkale illeri arasında yer alan, doğusunda İstanbul, kuzeyinde Kırklareli, batısında Edirne, güneyinde Marmara Denizi ile çevrili 6.313 km² yüzölçümüne sahip il’dir. Tekirdağ ili; Merkez ilçe ile birlikte 9 ilçe (Çerkezköy, Çorlu, Hayrabolu, Malkara, Marmaraereğlisi, Muratlı, Saray, Şarköy) 9 bucak ve 273 köy olmak üzere 291 yerleşim ünitesinden meydana gelmiştir
İlin İdari Tarihçesi
Tekirdağ, bugünkü adını Marmara’nın kuzey-batı kıyıları boyunca uzanan dağlardan almaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve öncesinde adı Tekfurdağı idi. Türklerin egemenliğine girdiği yıllarda adına Rodosto deniliyordu. 1354-1357 yıllarından sonra Rodoscuk adıyla Gelibolu Sancağı’na bağlı bir kaza merkezi haline getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin klasik döneminde, Tekfurdağı Rumeli Eyaleti’nin Çirmen Livası’na, Çorlu ve Hayrabolu ise Vize Livası’na bağlıydı. 1831 Osmanlı nüfus sayımının kayıtları, Tekfurdağı’nın Silistre Eyaleti içinde göstermektedir. 1847’deki yönetim teşkilatlanmasında, Edirne Eyaleti, Merkez, Vize, Gelibolu ve Filibe livalarından oluşmaktaydı. 1867 Vilayet Nizamnamesi’ne göre Edirne Vilayeti’nin Merkez, Gelibolu, Tekfurdağı, Filibe ve İslimiye olmak üzere toplam 5 sancağı vardı.
Tekirdağ’ın ilçesi olan Şarköy, Gelibolu Sancağı’nın 7 kazasından biriydi. Tekfurdağı Sancağı’nın kazaları ise Marmaraereğlisi, Çorlu, Hayrabolu, Lüleburgaz, Saray ve Vize idi. 1877’de Malkara da Tekfurdağı’na bağlandı. 1880’de Edirne Merkez Sancağı Tekfurdağı, Gelibolu, Kırkkilise, Dimetoka ve Gümülcine’den oluşan Edirne Vilayeti’nin sancak sayısı 6’ya çıkmıştı. 1901 Edirne Vilayeti Salnamesi’nde Tekirdağ merkez kazanın Ereğli, Naip ve İnecik adlı üç nahiyesi olduğu yazılıdır. Çorlu ilçesine bağlı Türbedere(Çerkezköy) ve Muratlı, Malkara ilçesine bağlı Kozyörük, Hereke, Hamidiye, Izgar, Hayrabolu ilçesine bağlı Umurbey bucağı bulunuyordu. 19. Yüzyıl’da Tekfurdağı Sancağını bir mutasarrıf, kazalarını ise birer kaymakam yönetmekteydi. Sancağın müslüman nüfusunun dini hizmetlerini kadı, müftü ve naipler yerine getirmekteydi. 1870’de Tekfurdağı’na bağlı 223 köy, 6.856’sı müslüman olmak üzere toplam 15.945 hane vardı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
15/10/2009 · Kategori: Okuldan
Okulumuz 09/02/1992 tarih ve 18369 sayılı makam onayı ve 21/09/1992 tarihli Çatalca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yazıları ile Hadımköy Lisesi ismi altında Öğretime başlamıştır. Ancak 1992 – 1993 öğretim yılında okulun açılma onayının geç gelmesi nedeniyle bu öğretim yılında okula öğrenci kaydı yapılmamıştır.1993 /1994 öğretim yılında öğrenci kaydederek öğretime başlamıştır. 1996 – 1997 öğretim yılı başında okulumuz çok programlı lise türüne geçerek ismi Hadımköy Çok Programlı Lisesi olarak değişmiştir. 1996/1997 öğretim yılı başlamadan önce okulumuz büyük bir tadilat ve onarım geçirmiştir.Bu çalışmalar sırasında okulumuza büyük maddi ve manevi destekte bulunan eğitim hayırseveri iş adamı İbrahim ÖZAYDIN bey’in ismi,İstanbul Valiliği ile yaptığı protokol gereği okulumuza verilmiş ve okulumuzun ismi Hadımköy İbrahim Özaydın Çok Programlı Lisesi olarak tekrar değişmiştir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
15/10/2009 · Kategori: Fenerbah_e
Fenerbahçe Kuruluş Yılı: 1907 lsa, Türk gençlerinin bir araya gelmesi, rejim için çok sakıncalı görülmektedir. Kuruluş toplantısında, Nurizade Ziya Songülen Bey ilk başkan seçilirken, Şevkipaşazade Ayetullah Bey ilk genel sekreterlik, Samipaşazade Necip Okaner ise ilk genel kaptanlık görevlerini üstlenirler. 'nin şanlı tarihine yazılan ilk şampiyonluk olmasıyla önemli olduğu kadar, yenilmeden kazanılmış olmasıyla da önemlidir.
Kurulduğu Yer: Moda’da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı.
Kurucuları: Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Beşpınar Bey ve Enver Yetkiner.
İlk Başkan: Nurizade Ziya Songülen
Bir asırlık bir tarihe ulaşmak üzere olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşu 1907 yılına rastlar.
Kulübümüz, İstanbul'un Kadıköy semtinde, Nurizade Ziya Songülen, Şevkipaşazade Ayetullah ve Samipaşazade Necip Okaner tarafından, gizlice kurulur. Zira Padişah II. Abdülhamit'in baskı rejimi, Türk gençleri için, değil kulüp kurmak, İngiliz ailelerinin oynadıkları futbol bile yasaktır. Çünkü spor yapmak amacıyla da o
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurucuları, amblem olarak adını aldıkları Fenerbahçe burnundaki fener, renk olarak da Fenerbahçe yarımadasındaki papatyaların sarı-beyazı seçerler. Kulüp logosu, 1910 yılında, futbol takımında sol açık oynamakta olan Topuz Hikmet tarafından çizilecek, renkleri ise sarı-laciverte çevrilecektir.
1908 Meşrutiyeti'nin ilanına kadar çalışmalarını gizlice yürütmek zorunda kalır Fenerbahçe. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren Cemiyetler
Kanunu'yla tescil edilir ve başarıdan başarıya koşacak olan bir büyük camia, Türk sporundaki seçkin yerini alır.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ilk futbol takımı, Asaf, Ziya Hasan, Sami, Ayetullah, Mazhar, Necip, Fethi, Galip, Hüseyin, Hasan, Nevzat'tan kurulu kadrosuyla, 1909 yılı sonbaharında İstanbul ligine katılır. Ancak katıldığı ilk iki yıl boyunca varlık gösteremez. 1911-1912 sezonunda, Ali Said, Galip, Arif, İzzi, Hüseyin, Sabri, Hikmet, Said, Hasan Kamil, Nuri, Miço'dan kurulu takımıyla ilk şampiyonluğunu kazanır. Bu şampiyonluk büyük Fenerbahçe
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
15/10/2009 · Kategori: Gezilerim
AYDER YAYLASI Ayder, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. yükseklikte çam ormanları ile kaplı daha ziyade yayla niteliğinde bir yerdir. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek varacağınız Çamlıhemşin ilçesi hudutları dahilinde yer alan Ayder gürgen dibiyle Aşağı ve Yukarı Ambarlık(Gelin Tülü) şelalesi, yayla evleri, çiçekli düzleri, türlü çiçeklerdin elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar'a dayamış, çam ö 1871 tarihli Trabzon Vilayeti salnamesinin 174. Sayfasında, “ Hemşin nahiyesinde Hala deresi civarında Ayder nam mahalde gayet sıcak bir kaplıca olup yel illetine devası meşhur olup lezzeti hiçbir maden suyuna benzemez” ibaresi geçmektedir. Bölge insanı tarafından senelerdir bilinen bu doğa harikası belde, gelen hizmetlerle daha çok insanın yararlanabileceği tesisleri de beraberinde getirmeye başlamıştır. Ayrı ayrı 50 kişinin girebileceği havuzlar, dinlenme salonları, yataklı, özel kabinler, duş kabinleri, basınçlı su bölümü, fizik tedavi bölümü ve doktoru bulunan modern tesis Ayder’de insanların hizmetindedir. Ayder’de 700 kişiyi barındıracak şekilde yatak kapasitesi mevcut olup, yayla evleri tipinde konaklama tesisleri ve alt yapı tesislerinin çalışmaları plan dahilinde olup, bu sorunun çözümü için gerekli girişimler yapılmaktadır. Turizm Bakanlığı'nca Teşvikli Turizm Bölgesi durumundaki Ayder’in günümüze kadar uygulanan imar ve inşaat yönü turistik bir bölgenin sahip olacağı görünümde değildir. Ayder’de yöresel mimari özellik yansıtmayan beton yığınlarının ortadan kaldırılarak sahip olunan güzelliğe layık bir şekle getirilmelidir. Ayder’de var olan turizm potansiyeli yolun asfaltlanarak hizmete girmesiyle kat kat artmıştır. Bu artış Ayder’de tüketimi de beraberinde getirmektedir. Dünyanın en güzel suyuna sahip olan Ayder’de pet şişelerde su satıldığı ve bu şekilde de doğanın kirletildiği düşünülürse Ayder’de yapılacak yatırımların çeşitliliği ve aciliyeti konusunda yatırımcılara yeterli mesaj verilmiş olur. Ayder’deki sifalı suyun grubu; madeni az ılıca ve içmeler grubuna girer. Şifalı suyun bileşimi sodyum sülfatlı, holgimetalik ve radyoaktivitelidir
rtülü yamaçlarla kaplı cennet görünümündedir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1987 yılında "Turizm Merkezi" ilan edilen Ayder’de İl Özel İdaresi ve özel kuruluşlar tarafından otel, kaplıca tesisleri yapılmaktadır. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıktaki yeraltından gelen, şifalı kaplıca suyundan yararlanmaktadır. Kaplıca romatizmal hastalıklar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!